Kulaklığını telefonuna her eşleştirdiğinde aslında bir Viking kralının adını anıyorsun. "Bluetooth", yani "mavi diş", bir mühendislik terimi değil; 10. yüzyılda yaşamış bir Danimarka kralının lakabı. Üstelik bu ad hiç kalıcı olsun diye seçilmemişti.
Mavi dişli kral: Harald Gormsson
Harald Gormsson, Bluetooth SIG'in anlatımıyla Danimarka ve Norveç'i birleştiren bir kraldı. Wikipedia'ya göre Danimarka'yı yaklaşık 958 ile 986 arasında yönetti; Norveç üzerindeki hâkimiyeti ise 970'lerde birkaç yılla sınırlı ve daha tartışmalı. Danca lakabı Blåtand, İngilizcesi Bluetooth.
Lakabın kaynağı konusunda kesin bir bilgi yok. Bluetooth SIG, kralın ölü olduğu için koyu mavi-gri görünen bir dişi olduğunu söylüyor. Bu en yaygın açıklama ve 12. yüzyıl sonlarına ait bir kronikteki "mavimsi ya da siyah diş" notuyla da destekleniyor. Ancak 1997'de bir tarihçi, lakabın İngiltere'de kullanılan "blue thane" (karanlık soylu) ifadesinden bozulmuş olabileceğini öne sürdü. Yani "çürük diş" hikâyesi sevimli ama tarihçiler arasında tartışmasız değil.
Harald'ın en somut izi, 965 civarında anne babası Gorm ve Thyra adına diktirdiği büyük Jelling taşı. Taşın yazıtı onu Danimarka'yı birleştiren ve Danları Hristiyanlaştıran kral olarak anar.
Bir toplantı, bir kitap, bir geçici kod adı
Teknolojinin kendisi İsveç'te doğdu. Wikipedia'ya göre Ericsson Mobile'ın Lund'daki ekibi, teknoloji direktörü Nils Rydbeck'in yönlendirmesiyle 1989'da kısa mesafe radyo bağlantısı üzerinde çalışmaya başladı; asıl tasarım 1994'te Jaap Haartsen ve Sven Mattisson ile hız kazandı ve 1997'de çalışan bir çözüm vardı.
1990'ların ortasında Ericsson, Intel ve Nokia, telefonlar ile bilgisayarları kısa mesafede telsiz olarak bağlayacak bir standart üzerinde anlaşmaya çalışıyordu. Bluetooth SIG, bu planlama toplantısını 1996 olarak veriyor.
Adı öneren, Intel'den Jim Kardach oldu. Wikipedia'ya göre Kardach adı 1997'de, Ericsson mühendisi Sven Mattisson ile yaptığı bir sohbetin ardından önerdi. Mattisson ona İskandinav tarihini Frans G. Bengtsson'un Viking romanı "The Long Ships" (Uzun Gemiler) üzerinden anlatmıştı; romanda Harald Bluetooth da geçiyor. Kardach'ın gerekçesi Bluetooth SIG sitesinde şöyle aktarılıyor: Harald, İskandinavya'yı birleştirmesiyle ünlüydü, "tıpkı bizim PC ve hücresel endüstrilerini birleştirmeyi amaçladığımız gibi."
Kaynaklar toplantı yılı için 1996, adın önerilmesi için 1997 veriyor; ikisi birbiriyle çelişmiyor, süreç bu iki yıla yayılmış.
Logo aslında iki rün harfi
Bluetooth logosuna dikkatli bakarsan bir "B" ile bir yıldız benzeri işaretin iç içe geçtiğini görürsün. Bunlar Genç Futhark alfabesinin iki rünü: Hagall (ᚼ) ve Bjarkan (ᛒ). Yani H ve B, Harald Bluetooth'un baş harfleri. Bu tür birleştirilmiş harflere "bind rune" (bağlı rün) deniyor.
Kısacası cebindeki telefonun ayarlar menüsünde, yaklaşık bin yıl öncesinden kalma bir alfabenin harfleri duruyor.
Geçici ad nasıl kalıcı oldu?
Ad hızla sektöre yayıldı ve değiştirilmeye fırsat kalmadı. Bluetooth SIG 20 Mayıs 1998'de Ericsson, IBM, Intel, Nokia ve Toshiba'nın kurucu üyeliğiyle resmen duyuruldu. Bluetooth 1.0 spesifikasyonu 1999'da kabul edildi ve ilk Bluetooth cihazı (eller serbest bir kulaklık) aynı yıl tanıtıldı.
Telefonlara gelmesi biraz daha sürdü: Wikipedia'ya göre piyasada satılan ilk Bluetooth'lu telefon, 2001'in ilk çeyreğinde çıkan Ericsson R520m oldu. Yani Viking kralının adı, kod adı olarak önerildikten yaklaşık dört yıl sonra ceplere girdi.
Teknik tarafta da "birleştirme" fikri ismine yakışır şekilde sürüyor. Klasik Bluetooth, 2,402 ile 2,480 GHz arasındaki bandı 79 kanala bölüyor ve uyarlamalı frekans atlamayla genellikle saniyede 1.600 kez kanal değiştiriyor. Bu sayede aynı odadaki onlarca cihaz birbirine fazla karışmadan konuşabiliyor.
| O zaman | Şimdi |
|---|---|
| 10. yüzyıl: Danimarka ve Norveç'i birleştiren kral | Telefon, kulaklık, saat ve arabayı birleştiren standart |
| Jelling taşına kazınmış rünler | Her cihazdaki mavi logo |
| "Mavi diş" lakabı | Geçici kod adından dünya markasına |
Bir pazarlama ekibinin "çok havalı bir şey" bulmasını beklerken unutulan bir kod adı, bugün milyarlarca cihazın üzerinde duruyor.
Sence PAN ya da RadioWire seçilseydi, bu teknoloji bugün bu kadar akılda kalır mıydı?