Bugün Google dünyanın dört bir yanına yayılmış devasa veri merkezleriyle çalışıyor. Ama işin başında, Stanford Üniversitesi'nde iki doktora öğrencisinin elinde, çocukluğumuzun oyuncağından yapılmış rengârenk bir kutu vardı. İçinde Google'ın atası olan arama motorunun verileri dönüyordu.
Stanford, 1996: BackRub dönemi
Larry Page ve Sergey Brin, Stanford'da mühendislik alanında lisansüstü öğrencilerdi. Stanford Engineering'in anlattığına göre ikili 1995'te tanıştı; Brin o gün kabul almış öğrencilere kampüs turu veriyordu. Page'in danışmanı Terry Winograd'dı.
İkilinin ilk projesinin adı BackRub'dı. Fikir, web sayfalarına verilen bağlantıları geriye doğru takip etmekti: bir sayfaya kaç sayfa ve hangi kalitede sayfalar bağlantı veriyorsa, o sayfa o kadar değerliydi. Bu fikir daha sonra PageRank algoritmasına dönüştü. Stanford Engineering'e göre Google ilk kez Ağustos 1996'da Stanford'un web sitesi üzerinden kullanıma açıldı. Proje Ocak 1998'e gelindiğinde Google adını almıştı.
Bu yaklaşımın bir bedeli vardı: bağlantıları geriye doğru izleyebilmek için önce webin çok büyük bir kısmını indirip saklamak gerekiyordu. Yani arama motorunun kalitesi, doğrudan ne kadar disk alanına sahip olduğuna bağlıydı.
Oyuncak tuğlalardan bir kasa
Bütün bu web sayfalarını saklamak için çok fazla disk alanı gerekiyordu, öğrenci bütçesi ise sınırlıydı. Stanford Engineering'e göre 1996'da Page ve Brin, on adet 4 gigabaytlık sabit diski oyuncak yapı tuğlaları, şeffaf plastik ve koli bandıyla yaptıkları bir kasaya yerleştirdi. Toplam kapasite 40 gigabayttı.
Kasanın dış yüzü renkli LEGO tuğlalarından oluşuyordu. Bu kutu, Google'ın "ilk sunucusu" olarak dünyaya yayıldı. Daha doğru ifadesiyle, erken dönem sistemin disklerini barındıran bir depolama kasasıydı.
Bugün nerede?
Kasanın kendisi teknik bir harika değildi. Diskler sıradandı, malzemeler bir oyuncak kutusundan çıkmış gibiydi. Ama tam da bu yüzden ilgi çekiyor: Page ve Brin donanımı mükemmelleştirmekle değil, elindeki sınırlı parçalarla mümkün olduğunca çok veri saklamakla uğraşıyordu. Asıl değer, kutunun içinde çalışan sıralama fikrindeydi.
Bu oyuncak kasa çöpe gitmedi. Stanford Engineering'e göre bugün Stanford'daki Jen-Hsun Huang Mühendislik Merkezi'nde sergileniyor. Stanford Technology Ventures Program'ın girişimcilik eserleri sayfası da yerini binanın bodrum katı olarak veriyor.
Bazı yazılarda kasanın renklerinin Google logosuna ilham verdiği de söylenir. Ama bu, kaynaklarda kesinleşmiş bir bilgi değil, daha çok sevilen bir yorum. Biz de öyle not edelim.
| 1996 | Bugün |
|---|---|
| 10 adet 4 GB disk | Dünyaya yayılmış veri merkezleri |
| Toplam 40 GB | Tek bir telefonda bile yüzlerce GB |
| Oyuncak tuğla, plastik ve koli bandı | Özel tasarım sunucu rafları |
| Bir öğrenci odasında başlayan proje | Dünyanın en çok kullanılan arama motoru |
Küçük bütçe, büyük fikir
Bu tür hikâyeler zamanla abartılmaya da açık. "Google LEGO'dan bir sunucuda doğdu" cümlesi kulağa çok hoş geliyor ama tam olarak doğru değil: LEGO kutu sistemin yalnızca disklerini barındırıyordu, hesaplama işi başka makinelerdeydi. Gerçek hikâye zaten yeterince ilginç.
Google, 7 Eylül 1998'de 100.000 dolarlık bir çekle şirket olarak kuruldu. Ama o noktaya gelene kadar, Stanford Engineering'in anlatımıyla donanım Page'in yurt odasında bir araya getiriliyor ve proje Stanford Dijital Kütüphaneler Projesi'nden destek alıyordu.
Bugün 40 GB, birçok akıllı telefonun depolama alanından bile az. 1996'da ise bir öğrenci projesi için ciddi bir alandı ve ancak birkaç diski yan yana dizerek elde edilebiliyordu.
LEGO kasa, teknolojide parlak fikirlerin her zaman parlak donanımla başlamadığını gösteren güzel bir örnek. Disk alanı lazımdı, para yoktu, ellerinde ne varsa onu kullandılar.
Bir de şunu düşün: o kasayı yapan iki öğrenci, birkaç yıl içinde dünyanın en tanınan şirketlerinden birini kuracaktı. Ama başlangıç noktaları bir yatırımcı sunumu değil, disklerin sığacağı bir kutu ihtiyacıydı.
Sen de bir projeyi elindeki en beklenmedik malzemeyle çözdüğün oldu mu?