TEKNOLOJİCİ15

1991İnternet128x1284 dk

İlk Webcam Bir Kahve Makinesini İzliyordu: Trojan Room

Cambridge'de 1991'de bir kahve makinesine kamera çevrildi, 1993'te görüntü web'e açıldı. Webcam fikrinin atası sayılan Trojan Room kahve makinesi.

İnternette canlı yayınlanan ilk görüntülerden biri bir uzay aracı ya da bir konser değildi. Bir kahve makinesiydi. Daha doğrusu, kahve makinesinin dolu mu boş mu olduğunu gösteren, gri tonlu, ekranda simge büyüklüğünde duran bir görüntüydü.

Bugün her yerde olan webcam fikrinin kökü, Cambridge Üniversitesi'nde merdiven çıkmaktan sıkılan birkaç araştırmacıya dayanıyor.

Sorun: boş cezve, boşa çıkılan merdivenler

1991'de Cambridge Üniversitesi Bilgisayar Laboratuvarı'nda araştırmacıların ortak kullandığı bir kahve makinesi vardı. Makine, binanın Trojan Room denen odasının yakınındaki koridordaydı. Binanın başka katlarında çalışanlar kahve almak için merdivenleri tırmanıyor ve çoğu zaman cezveyi boş buluyordu.

Quentin Stafford-Fraser'ın kendi anlattığı hikâyeye göre çözüm basitti: bir kamerayı bir laboratuvar sehpasına tutturup makineye çevirdiler ve kabloları Trojan Room'daki bir görüntü yakalama kartına bağladılar. Paul Jardetzky görüntüyü yakalayan sunucu programını, Stafford-Fraser da görüntüyü ekranda gösteren istemci programını yazdı.

Donanım tarafı da tam bir doğaçlamaydı. Wikipedia'ya göre kamera, bir Acorn Archimedes bilgisayarındaki video yakalama kartına bağlanmıştı. Sunucu birkaç saniyede bir görüntü yakalıyor, isteyen bilgisayara farklı çözünürlüklerde gönderebiliyordu. Kimse bunun bir gün tarih kitaplarına gireceğini düşünmüyordu. Amaç sadece boşuna merdiven çıkmamaktı.

XCoffee: ofis ağında kahve takibi

İstemci programın adı XCoffee'ydi ve X Window System üzerinde çalışıyordu. Wikipedia'ya göre görüntü 128x128 piksel çözünürlükte ve gri tonluydu. Stafford-Fraser'ın anlatımına göre ekrandaki küçük görüntü dakikada yaklaşık üç kez yenileniyordu.

Bu kadarı bile yeterliydi. Araştırmacılar masalarından kalkmadan cezvede kahve olup olmadığını görebiliyordu. Sistem ilk yıllarında yalnızca laboratuvarın kendi ağında çalışıyordu, yani dışarıdan kimse izleyemiyordu. Bugünün diliyle söylersek, bu bir "intranet kamerası"ydı. Ama fikir zaten tamamdı: uzaktaki bir yerin o anki halini, oraya gitmeden ekranda görmek. Eksik olan tek şey, bu görüntüyü herkese açacak bir yoldu.

1993: Kahve dünyaya açılıyor

Kasım 1993'te Daniel Gordon ve Martyn Johnson sistemi yeniden canlandırdı ve görüntüyü HTTP üzerinden, yani World Wide Web'e açtı. Artık dünyanın herhangi bir yerinden, bir tarayıcıyla Cambridge'deki bir kahve makinesine bakılabiliyordu.

Bu yüzden Trojan Room kahve makinesi genellikle "ilk webcam" olarak anılır. Burada ince bir ayrım var: kamera 1991'de ağ üzerinde çalışmaya başladı, ama web'e 1993'te açıldı. Videodaki "1991/1993" ifadesi tam da bu iki tarihi anlatıyor.

Kamera, laboratuvar William Gates Binası'na taşındıktan sonra 22 Ağustos 2001'de, UTC saatiyle 09.54'te kapatıldı.

1991 kahve kamerası Bugünün webcam'i
128x128 piksel, gri tonlu Yüksek çözünürlüklü, renkli
Dakikada yaklaşık 3 kare Akıcı canlı video
Görüntü yakalama kartı ve ayrı bilgisayar Dizüstünün çerçevesine gömülü
Tek amaç: cezve dolu mu? Toplantı, yayın, güvenlik

Makinenin sonraki hayatı

Hikâye kamerayla bitmiyor. Wikipedia'ya göre çevrimiçi görülen son kahve makinesi (bir Krups) eBay'de 3.350 sterline satıldı. Bu bilgi Der Spiegel'e dayanıyor. Makine daha sonra Krups çalışanlarınca ücretsiz onarıldı ve derginin yazı işlerinde yeniden çalıştırıldı. 2016 yazından bu yana da Almanya'nın Paderborn kentindeki Heinz Nixdorf MuseumsForum'a kalıcı olarak ödünç verilmiş durumda.

Makinenin ünü şakalara da konu oldu. 1998'deki bir 1 Nisan RFC'si, "Hyper Text Coffee Pot Control Protocol" yani kahve makinesi kontrol protokolü, bu efsaneye göz kırpıyordu. Kahve makinesi 2002'de Hitman 2: Silent Assassin adlı video oyununda ve 24 Şubat 2005'te BBC Radio 4'ün The Archers dizisinde de anıldı. Wikipedia, yıllar içinde kamerada "dört ya da beş" farklı kahve makinesinin göründüğünü yazıyor, ama bu rakamın netleştirilmesi gerektiğini de not düşüyor.

Küçük dert, büyük fikir

Trojan Room hikâyesinin en sevimli yanı, kimsenin "webcam'i icat edelim" diye yola çıkmamış olması. Dert gayet gündelikti: boş cezve yüzünden boşa merdiven çıkmak. Ama o küçük dert, uzaktaki bir yeri canlı izleme fikrini herkesin gözünde somut hale getirdi.

Sence bugün kullandığımız teknolojilerin kaçı, böyle sıradan bir can sıkıntısından doğmuştur?

Kaynaklar

  1. Trojan Room coffee pot (Wikipedia)
  2. The Trojan Room Coffee Pot: A (non-technical) biography (Quentin Stafford-Fraser, University of Cambridge)

Aynı raftan

YIL1991