Şu an bu yazıyı okuduğun ekranın altında ya da önündeki masada büyük ihtimalle bir QWERTY klavye var. Telefonunda, tabletinde, dizüstünde, hatta akıllı televizyonunun ekran klavyesinde. Peki harflerin neden alfabetik değil de bu tuhaf sırayla dizildiğini hiç merak ettin mi? Cevap, 1870'lerde Amerika'da bir gazetecinin atölyesinde başlıyor.
Piyanoya benzeyen ilk daktilo
Christopher Latham Sholes, Wisconsin'de yaşayan bir gazete editörü, matbaacı ve amatör mucitti. Carlos Glidden ve Samuel W. Soulé ile birlikte bir yazı makinesi geliştirdi ve Ekim 1867'de patent başvurusu yaptı. Patent (ABD 79.868) 14 Temmuz 1868'de verildi.
Smithsonian Magazine'in aktardığına göre bu ilk makinenin klavyesi bir piyanoyu andırıyordu: iki sıra hâlinde, alfabetik sıralanmış yaklaşık iki düzine tuş. Yani ilk denemede harfler gayet "mantıklı" bir sıradaydı. Sorun da tam burada başladı.
Alfabeden QWERTY'ye uzanan yol
Sholes sonraki yıllarda düzeni defalarca değiştirdi. Wikipedia'daki kronolojiye göre Kasım 1868'de alfabenin ikinci yarısını (N'den Z'ye) sağdan sola dizdi. Nisan 1870'e gelindiğinde bugünkü QWERTY'ye yaklaşan dört sıralı bir klavyeye ulaşmıştı.
1873'te Sholes'un destekçisi James Densmore, üretim haklarını silah üreticisi olarak bilinen E. Remington and Sons şirketine sattı. Remington'ın mekanik ustaları düzene birkaç ay içinde son hâlini verdi. 1874'te satışa çıkan Sholes and Glidden daktilosunun fiyatı 125 dolardı ve 40'tan fazla tuşu vardı.
QWERTY'yi asıl yaygınlaştıran ise 1878'de çıkan Remington No. 2 oldu. Bu model, hem büyük hem küçük harf yazabilen ilk daktiloydu. Sholes'un QWERTY'yi içeren patenti (ABD 207.559) de aynı yıl, 27 Ağustos 1878'de verildi.
"Sıkışmayı önlemek için" efsanesi
QWERTY hakkında en çok duyduğun açıklama muhtemelen şu: sık yan yana gelen harfler birbirinden uzaklaştırıldı ki hızlı yazınca daktilonun harf kolları sıkışmasın. Kulağa çok mantıklı geliyor, değil mi?
Ama kaynaklar bu konuda temkinli. Wikipedia bu açıklamayı "popüler ama belki de uydurulmuş" olarak niteliyor. Smithsonian da teorinin tartışmalı olduğunu vurguluyor. Karşı örnek de gözümüzün önünde: İngilizcede çok sık yan yana gelen "e" ve "r" harfleri klavyede hâlâ komşu.
Kyoto Üniversitesi'nden Koichi ve Motoko Yasuoka 2011'de farklı bir açıklama önerdi. Onlara göre düzeni şekillendiren şey daktilonun mekaniği değil, makineyi ilk kullanan meslek grubuydu: telgraf operatörleri. Mors alfabesindeki mesajları hızla yazıya geçirmesi gereken bu kişilerin geri bildirimleri, harflerin yerini etkiledi. Örneğin Amerikan Mors kodunda "Z" harfi, sık karşılaşılan "SE" harf ikilisiyle kolayca karıştırılıyordu. Araştırmacılar bu tür karışıklıkların harflerin yerleşimini etkilediğini savunuyor. Bugün de klavyeye bakınca Z'nin S ve E'nin hemen yakınında durduğunu görürsün.
Neden hâlâ kullanıyoruz?
Bugün harf kolu da, mürekkep şeridi de yok. Dokunmatik ekranlarda "sıkışacak" hiçbir parça kalmadı. Yine de QWERTY yerinden kıpırdamıyor. Sebebi teknik değil, alışkanlık: milyonlarca insan bu düzenle yazmayı öğrendi ve her yeni cihaz, insanların zaten bildiği düzeni sunmak zorunda kaldı.
Alternatif düzenler de denendi. Bunların en bilineni Dvorak düzeni, ancak hiçbiri QWERTY'nin yaygınlığına yaklaşamadı. Türkiye'deki okurlar için ilginç bir not: bizde QWERTY'nin yanında Türkçeye göre tasarlanmış F klavye de var. Harflerin Türkçedeki kullanım sıklığına göre dizildiği bu düzen, QWERTY'nin "tek yol" olmadığının yakınımızdaki kanıtı.
| 1874 | Bugün |
|---|---|
| Sholes and Glidden daktilosu, 125 dolar | Telefonda ücretsiz ekran klavyesi |
| Sadece büyük harf | Emoji, çok dil, otomatik düzeltme |
| Harf kolları ve mürekkep şeridi | Dokunmatik cam ya da mekanik anahtar |
| Kullanıcılar: telgrafçılar, kâtipler | Kullanıcılar: neredeyse herkes |
Yani parmaklarının her gün izlediği yol, 150 yıl önce telgraf mesajı yazan birinin ihtiyaçlarına göre çizilmiş olabilir. Teknoloji tamamen değişti, ama harflerin sırası 1870'lerde kaldı.
Sen Q klavye mi kullanıyorsun, F klavye mi, ve hiç değiştirmeyi denedin mi?